Akıllı insanlar meditasyon yapamaz mı?
- beyzamindfulness
- 15 Mar
- 2 dakikada okunur
Bir dakika… Yazıya devam etmeden önce küçük bir duralım.
Meditasyon yapan, deneyen, bırakmış olan ya da bir türlü yapamadığını düşünen biriysen; bu başlığı okuduğunda ne oldu? Mesela, bir duygu belirdi mi ya da bir düşünce? Yoksa hiçbir şey mi?
Sadece, ne varsa onu fark etmeyi deneyelim.
“Akıllı insan'' dediğimizde; hızlı düşünen, iyi hesaplayan, güçlü hafızası olan, riskleri çabuk fark eden ve plan yapmayı seven birinden bahsederiz. Aslında bunların hepsi hayatta kalmak için çok temel ve hepimizde farklı düzeylerde gelişmiş beceriler. Peki, bu becerilere sahip insanlar gerçekten meditasyon yapamaz mı?
Elbette yapabilirler; ancak bu yönlerini daha sık ortaya koyan ve her şeye bu pencereden bakmaya alışmış kişiler, meditasyonun o sessiz doğasında daha çok zorlanabilir. Çünkü beyin, zamanla tek bir yönde çalışmaya koşullanmıştır.
Zihnin "Yapma" (Doing) Modunda Sıkışmak
Neden zorlandığımıza biraz daha yakından bakalım.
Meditasyondaki direnç, aslında zihnin alışık olduğu çalışma biçiminden kaynaklanır. Günlük hayatta zihin sürekli bir "yapma" (doing) modundadır; bir sonraki adımı, bir sonraki hedefi kovalar. Analiz etmeye, problem çözmeye, planlamaya ve kontrol etmeye odaklanır.
Böyle bir durumda, dinlenirken bile zihnimiz arka planda bir çözüm arar. Duygularımız bile adeta “halledilmesi gereken meseleler” gibi algılanmaya başlar ve işte tam bu noktada "Bütün olma" dediğimiz halimiz burada zedelenir.
"Hata" Olarak Algılanan Sessizlik
Meditasyon ise zihni hiçbir yere gitmemeye, hiçbir şeyi değiştirmeden "olanı olduğu gibi" fark etmeye davet eder. Zihin, bu eylemsizliği başta bir "hata" veya "zaman kaybı" olarak kodlayabilir. Bu yüzden sıkılır, dağılır veya direnç gösterir. "Ben meditasyon yapamıyorum" cümleleri tam da bu direnç anlarında doğar.
Oysa meditasyon, bu "yapma" halinin becerilerini bastırmaktan öte, hayattaki tek aracımızın bu olmadığını fark etmektir. Meditasyon, analitik zihni merkezden indirerek; hissetmeye, algılamaya ve "olma" (being) halimizin de gerçekleşmesini sağlar.
Bu pratik bize, ihtiyaç anında kullanabileceğimiz bir “geçiş becerisi” kazandırır. Zihnin o an hangi modda olduğunu fark etmeyi ve gerektiğinde vites değiştirebilmeyi öğretir. Analiz gerektiğinde keskin bir analiz, durmak gerektiğinde ise tam bir duruş mümkün olur. Üstelik bunları otomatik bir tepkiyle değil, bilinçli bir tercihle yapmamıza alan açar. Meditasyon bize, unuttuğumuz o ''daha geniş var olabilme'' halimizi hatırlatır.
Şu soruyla bitiriyorum; Sadece düşünen, hesaplayan ve planlayan yanımızda mı hapsolduk; yoksa hisseden, algılayan, bedeniyle bağ kuran ve anda var olabilen yanımıza da gerçekten hayatımızda yer var mı?
Ücretsiz sunduğum oturuş meditasyon derslerime katılmak için bana buradan ulaşabilirsin.


